İstenmeyen bir mevsim gibi
gelip kapına dayanır da bir hüzün,
boğazına saplanması gibi bir şey
her tarafı keskin bir harfin,
git diyemezsin…

—Ümit Liman

Bir yerinin kesilmesi ve kanaması habersiz,
dökülmesi damla damla,
en sevdiğin beyaza kan bulaşması ki,
seni bilmeden yıllarca,
bilmeden ismini,
gözler kapalıyken,
karanlıkken her yer,
uyumayı unutmak gibi…

Ümit Liman

Bazen bazı şeyleri insan bilerek bulmak istemez, çok basit bir şeyi bile, bir ayrılık gecesinde ayakkabılarını bulmayı istememek gibi…

Bir adım dahi atmadan henüz, yolumuz mayın döşeli kentler gibi ölüm tedirginliğiyle doluyor, bırakıp gitmek bizim harcımız değilmiş gibi.

Kapılar, uzun, geniş ve koridorsuz,
hangi pencerenin ardından açılır
ayakların altına sonsuz bir yol,
ölümsüzlüğü istemek değil bu,
yüzüne dokunabileceği kadar
kendi olabilmesi insanın,
kendine yabancılıktan iyidir
sarsıcı bir dengesizlikte
düşmek bir denizin karanlığına, 
dahası üstüne gökyüzünün kapanması da,
alışmak nefessiz yaşamaya,
tufan değil, kıyamet değil
tuhaf bir şey
kendisine küs kalma çabasıyla aynı orantı
halık’ın kimseyi hiç unutmaması.
bir bulutu beklemek neye yarar
sanıyor musun ki,
ellerindeki çatlaklar yağmursuzluktan

duvara vuran ağaç yaprağının gölgesinden
odanın içine düşen
korkunç yaratık resimlerinden
korkmak kadar kıymetsiz mi
ve çaresizlikten mi kalkıp gitmeyi bilmemek,
bilmemek kimler yanında kalmıştı
ve unutmak, hangi şarkıda kırılmıştı
en sevdiğinin notanın kanadı
tufan değil, kıyamet değil
tuhaf bir şey doğrusu
bir insanın,
hem elveda diyemeyişi
hem de her dakika elveda diyecekmiş gibi tedirginliği…

Ümit Liman

Yüzün sesime uymuyor,
sen yeni bir alfabe gibi sonsuz
ve kültürlü bir başkentin yağmurusun,
kestiremiyorum,
saçımda beyazlıktır suskunluğun…

Sana günaşırı yağmurlar biriktiriyorum ellerimde, yüzün gözün suyu hürmetine, küçük çiçeklerin boy boy hayallerinin üzerinden çaldığım bir kaç damla hayat tutuyorum, saçlarına dökülmek üzerine bekletilen, zamanı sonsuzluk olan kavimlerin siyah bakışlı, kumral saçlı çocuklarının dudaklarından dökülen umut türkülerini çalıyorum gecenin karanlığında, al bunların hepsi senin diyemiyorum, alfabem duman altı, gözlerime baksan anlarsın zaten…

—Ümit Liman

Susmak hangimizin boynunun borcu değildir ki ama en korkuncu bu borcun ödenmesi kimileri için uzun yıllar sürmesidir…

Üzgün ve kırgın olabilirsin kendine bile, yalnız hissedebilirsin kendini lakin bugünlerin düzeltemeyeceği hiçbir şey yoktur…

Kulağa su kaçmış gibi bir sağırlık bu,
bir anda duvarla örülür her yan,
nasırlı bir yaraya dokunamamak gibi tüm her şey,
bu nasıl bir hezeyan…